DÜNYA

Ebu Zuhur saldırısının perde arkası: İsrail, Suriye’de Türkiye’yi mi hedef alıyor?

İsrail’in Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısı, Suriye’deki güç dengelerini yeniden gündeme taşıdı. Şam ve Ankara, bölgede Türk askeri bulunduğu iddialarını reddederken, İsrail’in asıl kaygısının Türkiye’nin Suriye’de artan askeri ve teknik etkisi olduğu değerlendiriliyor.

Abone Ol

İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, yalnızca Şam-Tel Aviv hattındaki gerilimi değil, Türkiye’nin Suriye’deki rolünü de yeniden tartışmaya açtı.

İsrail tarafı saldırıyı Türk askeri varlığı ve olası askeri yapılanma iddialarıyla ilişkilendirirken, hem Suriye yönetimi hem de Türkiye bu iddiaları reddetti. Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, söz konusu üsse Türk askeri konuşlandırılması yönünde bir plan bulunmadığını, tesisin Suriye Hava Kuvvetleri için yenilendiğini açıkladı.

Milli Savunma Bakanlığı da saldırı öncesinde ve sırasında Ebu Zuhur’da herhangi bir Türk askeri heyetinin bulunmadığını duyurdu.

İSRAİL’İN TEMEL KAYGISI HAVA ÜSTÜNLÜĞÜ

Haberde öne çıkan değerlendirmeye göre İsrail’in asıl hedefi, Suriye’nin savaş sonrası dönemde hava gücünü ve hava savunma kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemek.

Tel Aviv’in, özellikle radar sistemleri, hava savunma unsurları ve askeri hava üslerinin yeniden faaliyete geçirilmesini kendi operasyonel üstünlüğüne tehdit olarak gördüğü belirtiliyor.

İsrail’in 8 Aralık 2024 sonrasında Suriye genelindeki çok sayıda hava üssü, liman ve askeri tesisi vurması da bu stratejinin devamı olarak değerlendiriliyor.

MESELE SADECE TÜRK ASKERİ DEĞİL

İsrail basınında yer alan yorumlarda, Türkiye’nin Suriye’ye sağlayabileceği teknik ve askeri desteğin Tel Aviv açısından daha büyük bir endişe kaynağı olduğu görülüyor.

Özellikle radar sistemleri ve hava savunma altyapısının Türkiye desteğiyle kurulması halinde, İsrail Hava Kuvvetleri’nin Suriye üzerindeki hareket alanının kısıtlanabileceği değerlendirmesi yapılıyor.

Bu nedenle Ebu Zuhur saldırısının, sadece belirli bir üsse yönelik askeri operasyon değil, Ankara’ya “Suriye’deki hava düzenine müdahil olma” mesajı taşıdığı öne sürülüyor.

İRAN’IN BOŞLUĞUNU TÜRKİYE Mİ DOLDURUYOR?

İsrail güvenlik çevrelerinde öne çıkan bir başka kaygı ise İran’ın Suriye’deki etkisinin gerilemesiyle oluşan boşluğun Türkiye tarafından doldurulması ihtimali.

İsrail merkezli bazı güvenlik kuruluşları ve stratejik araştırma merkezlerinde Türkiye, doğrudan düşman olarak değil ancak İsrail’in bölgedeki askeri ve siyasi hareket alanını sınırlayabilecek en güçlü bölgesel rakiplerden biri olarak tanımlanıyor.

Türkiye’nin NATO üyesi olması, büyük kara gücü, gelişen savunma sanayisi ve Suriye üzerindeki siyasi etkisi, Tel Aviv açısından uzun vadeli stratejik bir unsur olarak değerlendiriliyor.

ABD: TÜRKİYE İSRAİL İÇİN YAKIN TEHDİT DEĞİL

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise gerilimi düşürmeye yönelik farklı bir mesaj verdi. Huckabee, Türkiye’nin İsrail açısından yakın bir tehdit olmadığını belirterek, Suriye sahasında Ankara ile Tel Aviv arasında yeni bir çatışmasızlık mekanizması kurulabileceğini söyledi.

Ancak İsrail basınında bu mekanizmanın Tel Aviv’in Suriye’deki operasyonel özgürlüğünü sınırlayabileceği gerekçesiyle çekinceyle karşılandığı aktarılıyor.

ANKARA’DAN NET MESAJ

Milli Savunma Bakanlığı, Ebu Zuhur saldırısına ilişkin açıklamasında Türk askeri heyetinin bölgede bulunmadığını vurgularken, Suriye’nin “tek ordu” ilkesi çerçevesinde altyapı ve askeri kapasitesinin güçlendirilmesine verilen desteğin süreceğini bildirdi.

Ortaya çıkan tablo, Ebu Zuhur saldırısının yalnızca tek bir askeri hedefle sınırlı olmadığını; İsrail’in Suriye’deki hava üstünlüğünü koruma çabası ile Türkiye’nin bölgede artan etkisi arasındaki daha geniş rekabetin bir parçası olarak değerlendirilmesine yol açıyor.