Çiçek Abbas'ın anlatılmamış hikâyesi...

%C3%87i%C3%A7ek+Abbas%E2%80%99%C4%B1n+anlat%C4%B1lmam%C4%B1%C5%9F+hikâyesi...
ABONE OL

Liberter düşüncenin en önemli teorisyenlerinden biri john Rawls`dır ve Rawls`a göre, piyasa için gerekli koşullar oluşturulduğunda fırsat eşitliği oluşacağı için en yetenekli, en kaliteli ve en güncel olan ödüllendirilecektir. Bu girizgahtan sonra yönetmen Sinan Çetin fenomeninin oluşmasında en büyük kilometre taşı olan “Çiçek Abbas” filminin kaderine gelelim…

 
 
Baran Mayda / Yapımcı
 
Çiçek Abbas nedendir bilinmez, hep sol-sosyalist filmler kategorisinde sayılır. Genel algı öteki görülen Abbas`ın çalışarak, emek vererek en değerli olana yani Nazlı`ya sahip olduğudur. Halbuki filmde sola dair bir şeyler vardır ama Sosyalizm namına hiçbir şey yoktur. Zira filmde Abbas, Nazlı`ya işçi sınıfına dahilken (muavin) kavuşamaz.
 
 
Abbas`ın kendi biriciğine, Nazlı`ya ulaşma şansı da Şakir’leşirken olur. Ancak minibüs sahibi bir küçük burjuva olduğunda Nazlı`ya ulaşan kapıyı aralayabilir. Nazlı aslında bir ödüldür. Ve toplumun takdir hakkını temsil eder. Şakir, minibüsüne temiz bakmayan, yolcularına kaliteli bir hizmet sunmayan ve kendini dil açısından güncellemeyen bir burjuva tipidir. 
 
 
Yani aslında ahlaksız bir burjuva tipidir. Tercih edilme sebebi ise rakibi olmamasıdır. Ya da olanların Şakir`den de aşağıda bir görünüm sergilemesidir. Abbas tam da burada piyasanın ona verdiği şansı iyi değerlendirir. Minibüsünü en yeni ve en kaliteli malzemelerle donatır. Minibüsüne tertemiz hatta “çiçek” gibi bakar. Yolcularına saygılı ve onları önemseyen bir dil ile yaklaşır. Bu da hem piyasanın hem de Nazlı`nın onu ödüllendirmesine sebep olur. Yani Abbas solcudur diyemeyiz ama çok çok Şakir`in solundadır diyebiliriz. En radikal Abbas, Şakir`in ML`sidir diyebiliriz. Tabi sosyolojik olarak böyle bakıyoruz mevzuya, bir de dünyadaki her ideolojiyi değerli kılan ve hatta değerini belirleyen ekonomi bilimi var.
 
Peki bu konuyu ekonomistler nasıl görüyor diye merak edenler illa ki olacaktır. Hem sosyalist hem kapitalist ekonomiyi iyi bilen Ekonomist Yunus Şalış`a bu konudaki fikirlerini sordum. 
 
Şalış, “Bu konu üzerinden böyle bir tartışma yürütmek dönemin ruhuna çok uygun düşüyor. Malum ekonomik krizin ortasındayız, genel dünya ekonomisi de bizden çok ayrı bir yerde değil. Ekonomik yaşamda iki şekilde var olmak mümkün: Biri Abbas gibi rekabet şartlarına uyarak, diğeri Şakir gibi haksız rekabet ederek. Sosyalistler piyasa şartlarına uymak için uğraşmazlar, onlar piyasa şartlarında bir insanın var olabilmesinin mümkün olmadığını düşünürler. Bu yüzden de Pazar ve rekabet karşıtıdırlar. Yani Abbas hiçbir teorik düzlemde Sosyalistlere esin kaynağı olamaz, Abbas’ tan  Sosyalist çıkmaz. Ama Abbas için Liberalde diyemeyiz. Bugünün dünyasında yeni rakiplerin çıkmasını engelleyen korumacı bir ekonomi var ve dünya bu sebepten bir açmaza girdi. Ticaret savaşları tıpkı Şakir’ in Abbas` a yaptığı gibi rakiplerinin lastiklerini sökmek demek oluyor. Yani Trump bence bugün Şakir’ in yaptığının aynısını büyük ölçekte yapıyor. Rakip istemiyor. Ama haksız rekabetin engellendiği pazar ve rekabet yani Liberter düşünce herkes için fırsat eşitliği isteyen bir fikrin ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Aslında Abbas tam bir Liberter metafor gibi filmde. Çünkü rekabet ediyor, daha iyi bir hizmet sunuyor. Sosyalist değil ama kesinlikle rekabet ruhuna sahip girişimci bir insan. Bu yönüyle bizi Abbas’ın ruhu kurtaracak” dedi.
 
Bu Liberter sinema dili aslında Sinan Çetin`in diğer filmlerinde de vardır. Propaganda ve Komser Şekspir en popüler örnekleri. Kağıt filmi ise sol ve Liberter değerler arasında sıkışmış ve belki de Sinan Çetin`in eskiye ve yeniye dair bütün hikayesini barındıran bir film. Yeniden Çiçek Abbas`a dönersek, Abbas`ın Şakir ile olan kahve atışması muhtemelen esprisi ve taklidi en fazla yapılmış Yeşilçam sahnesi olabilir. TSK pilotlarının bile havada kendi aralarında yaptığı konuşmalara ilham olabilecek kadar yer etmiş toplumda. Oradaki sahnede, Şakir ve Abbas arasında bir tercihte bulunmuyor kahve halkı aslında. Tamamen çaya odaklanmış. Zira Abbas da konuşsa alkışlıyor, Şakir de. Bu aslında ordaki kahve halkının sonuca yani ürüne odaklanışını gösteriyor. Ve Abbas da bu düzeni kabulleniyor, yani devrimci bir damarla değiştirmeye kalkmıyor. Düzeni doğru buluyor, daha yetenekli olduğu için Şakir`i yeneceğini de biliyor ve hatta yeniyor. 
 
 
Film bu tip sol olmayan ama sol sanılan sahnelerle dolu. Son kertede; Zizek Türkiye’de yaşasaydı eğer, muhtemelen inceleyeceği ilk film olabilirdi Çiçek Abbas. 
twitter takip