BirGün'ün haberine göre; yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, vatandaşın ekonomik geleceğe ilişkin beklentilerini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Resmi kurumların ve piyasa aktörlerinin açıkladığı tahminlerle yurttaşların hissettiği ekonomik gerçeklik arasındaki fark giderek büyürken, uzmanlar bu durumun güven kaybını derinleştirdiğine dikkat çekiyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Haziran 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi'ne göre yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,14'e yükseldi. Aynı ankette büyüme beklentisinin de aşağı yönlü revize edilmesi dikkat çekti.
Ancak hanehalkının enflasyon algısı ve beklentileri resmi tahminlerin oldukça üzerinde seyrediyor. Akademik çalışmalar ve beklenti analizleri, vatandaşların günlük yaşamda karşılaştığı kira, gıda ve enerji fiyatlarındaki artışların enflasyon algısını belirlediğini ortaya koyuyor. Bu nedenle yurttaşların beklentileri ile ekonomi yönetiminin öngörüleri arasındaki fark uzun süredir kapanmıyor.
Ekonomistler, beklentilerdeki bu ayrışmanın enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığı görüşünde. Çünkü fiyat artışlarının süreceğine inanan tüketiciler harcamalarını öne çekerken, işletmeler de maliyetlerini gelecekteki zam beklentilerine göre fiyatlarına yansıtıyor. Bu durum enflasyonun kalıcılığını artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
Öte yandan Merkez Bankası son aylarda enflasyon tahminlerinde yukarı yönlü revizyonlara gitmek zorunda kaldı. Piyasa katılımcılarının beklentileri de yıl içinde kademeli olarak yükselirken, büyüme tahminlerinde gerileme yaşanması ekonomide yavaşlama endişelerini güçlendirdi.
Uzmanlara göre ekonomik programın başarısı açısından yalnızca enflasyonun düşmesi değil, vatandaşın da fiyat istikrarına yeniden inanması gerekiyor. Aksi halde resmi tahminlerle toplumun beklentileri arasındaki uçurumun kapanması zor görünüyor.




